Yunanistan’ın unutulmuş köylerinden birinde yaşayan Sypros, bir sabah ardında bıraktığı hayata veda ederek kovanlarıyla yola çıkar. Arıların ve çiçeklerle çevrili yolların arasında ilerlerken otostop çeken genç bir kızla karşılaşır. Kızın canlılığı, Sypros’un karamsar ruh hâline yeni bir soluk getirir. Birlikte geçirdikleri zaman ve yol boyunca karşılaştıkları zorluklar, ikilinin birbirlerinin hayatına dokunmasını sağlarken geçmiş, yalnızlık ve yaşamın anlamı üzerine düşünmelerine yol açar.