18. yüzyıl Fransası’nda kaybolan bir aristokrat, ürkütücü ve gözlerden uzak bir taşra evine sığınır. Ev halkı, yıllardır kayıp olan aile reisinin dönüşünü beklerken bu özlemin ardındaki gizem giderek belirginleşir. Gotik bir atmosferde gelişen öykü, vampir mitolojisini ve kaybın aile üzerindeki etkisini; gerilim, duygusal çatışmalar ve gerçeklikle hayal arasındaki sınırların bulanıklaştığı olaylar üzerinden anlatır.